Yaşam

Balkanlarda Anadolu'ya ve oradan Avrupa'ya devam eden bir serüven...

Bulgaristan'dan geçen çocukluk

Oryantiring ile hayatı anlama

1980’lerin başında, Bulgaristan’ın Haskovo şehrinde çocuk olmak, özgürlüğün sokaklarda saklambaç oynamak, top peşinde koşmak ve çamura bulanmak demekti. O yıllarda sokaklar, kahkahalarla yankılanan birer oyun alanıydı. Kışın donmuş derelerde kayar, yazın ise güneşin altında saatlerce futbol oynardık. Satranç tahtası, strateji ve sabrı öğreten bir bilgelik yoluydu; yüzme ise özgürlüğün suya yansıyan haliydi. Çocukluk, her şeyden önce oyun demekti ve biz, her şeyi unutup sadece çocuk olmanın tadını çıkarırdık.

Fakat her masalın içinde bir gölge olur. 1985 yılı geldiğinde, bir gece ansızın ismim değişti. Ben, “Arif” olarak uyuduğum geceden, “Asen” olarak uyandım. O yaşta bu değişikliğin ne anlama geldiğini tam kavrayamasam da, etrafımdaki yetişkinlerin yüzlerindeki endişeyi, annemin gözlerindeki hüznü görebiliyordum. Bir isim ne kadar değiştirilebilirdi ki? Fakat bu sadece bir kelime değildi; kimlikti, köktü, ait olduğumuz yerdi. Bir gecede adımızla birlikte dilimiz, şarkılarımız, hatta okuldaki kitaplarımız bile değişti. Türkçe konuşmak yasaktı, sanki kendimiz olmamız suçtu.

1986 ile 1989 arasında yaşananları tam olarak anlamlandıramıyorduk. Çocuk aklımızla sadece oyunlara odaklanıyorduk, ama bir şeylerin farklı olduğunu da hissediyorduk. Sokaklar hâlâ bizimdi ama konuşmalar fısıltıya dönüşmüştü. Büyüdükçe, o yılların baskıcı rejiminin aslında üzerimizde nasıl bir iz bıraktığını fark ettim. Ancak ilginç bir şekilde, o dönemin bana kattığı şeyler de vardı. Sosyalist bir ülkede büyümek, disiplini ve çalışkanlığı öğretti. Satranç, analitik düşünmeyi geliştirdi. Atletizm ve spor, dayanıklılığı ve azmi pekiştirdi. Zor zamanlarda bile güçlü kalmayı, ileriyi görmeyi öğrendik.

O çocukluk yılları, bir yandan neşe ve özgürlük, diğer yandan da kimliğe ve köklere yapılan baskı arasında sıkışmış bir dönemdi. Fakat yaşanan tüm zorluklara rağmen, o çocuk ruhu kaybolmadı. O sokakların tozu, çamuru ve kahkahaları hâlâ hatıralarımda taptaze. Adımız değişti, ama kim olduğumuz hep aynı kaldı.

Uludağ'da geçen bir gençlik

Doğa insanı yaratır

1989 yılında, ailemle birlikte Türkiye’ye göç eden 350.000 Bulgaristan Türkü arasında yer aldık. Yeni bir ülkeye adım atmak, yeni bir hayat kurmak demekti. Bursa’ya yerleştik ve bir dönem altı aile aynı evde yaşadık. Kalabalık, ama sıcak bir ortamdı. Eski hayatımız geride kalmıştı, ama önümüzde keşfedilmeyi bekleyen yeni bir dünya vardı.

Cavit Çağlar İlköğretim Okulu’na gidiyordum. Okula her gün yürüyerek gidip gelmek, bazen bir saat süren bu yolculuk, bana sabrı ve dayanıklılığı öğretti. Orada kurduğum arkadaşlıklar, yeni kültüre adapte olmamı kolaylaştırdı. Ancak esas dönüm noktası, Bursa Kestel Göçmen Konutları’na taşınmamız oldu. Orada Bulgaristan’daki çocukluk günlerimi hatırlatan bir mahalle ortamı vardı. 

Sokaklarda oynanan oyunlar, kurulan dostluklar ve paylaşılan anılar, yeni hayatımıza alışmamızı sağladı.

Bu dönemde izcilik hayatıma girdi. Doğa sevgisiyle tanıştım, hatta paraşütle atlayış gibi cesaret gerektiren deneyimler edindim. İzcilik, disiplini ve doğayla uyumu öğretti, tıpkı çocukluğumda Bulgaristan’da öğrendiğim gibi. Uludağ karış karış gezip tüm patikları elimin içindeki çizgiler gibi öğrendim. Ancak bu kez bilinçli bir seçim yapıyordum. Burada yanı sıra, doğru arkadaş seçimlerinin ne kadar önemli olduğunu fark ettim. Çevremdeki insanların hayata bakışımı nasıl etkilediğini gördüm ve bu bilinçle hareket etmeye başladım. Lise hayatım, Bursa Anadolu Otelcilik ve Turizm Lisesi’nde geçti.

Üniversite dönemi geldiğinde, Antalya Akdeniz Üniversitesi’ne adım attım. Bursa’da geçen lise yıllarım, beni bu noktaya hazırlamıştı. Göçle başlayan yolculuğum, artık kendi geleceğimi şekillendirdiğim bir sürece dönüşmüştü. Yeni bir ülkeye adapte olmak zordu, ama doğru arkadaşlar ve kararlı adımlarla bu süreci bir fırsata çevirmeyi başardım.

Üniveresite ve Sonrası

Hayatımızda her dönemde atılan adım çoğu zaman bir sonraki dönem için hazırlık oluyor. Sonrasında hayat ise suyun akışı gibi kendine her zaman yol bulur. Amaç okyanusa ulaşmak ise tüm mücadeleyi hazır olma zamanı...

1997 -2001 Dönemi

Universite

Yalnız yaşama ve öğrenme
Yeni dostlukların başlaması
Turizm Kulübü
Çevre Kulübü
AEGEE Kuruluşu
SKAL ile tanışma
Yamaç Paraşütü başlama
Dijital ve Online ile tanışma
FrontPage ilk Web
Altın Portakal Organizasyonu
Almanca Pazarı Çalışma
Rus Pazarı Çalışma
3 Ay Yunanistan Tecrübesi
İlk 10 Ülke Ziyareti

2001 – 2006 Dönemi

İlk Kariyer

Plaza Turizm
Arap Pazarı Incoming
Istanbul Geçiş
STG Dönemi
Turizmde Vizyon
Explore Operasyon
Djoser & Baobab çalışma
Expedia tanıma
İlk ITB
İlk WTM
Online Seyahat tanışma
B2B2C Sistem kullanma
GDS anlama

2006 – 2017 Dönemi

Tecrübe Zamanı

TAV Zamanı
Kurumsallık
Online Sistemler
WordPress Hobisi
Global Rezervasyonlar
B2B Sistem Yönetme
B2C Kurma
Dijital Pazarlama
Ekip Yönetimi
Birim Yönetimi
Şirketi Yönetimi

2018   + Dönemi

Girişimcilik

Zorluk
Everest
Değer Yaratma
Ortaklık
Bilgi Paylaşımı
Paxdrive
Paxvel
TravelitHouse